AHMET LÜTFİ KAZANCI
A. Lütfi Kazancı'yı şahsen ve fikren iyi tanırız, Karaman, Uludağ, Kavukçu gibi selefî meşrepli kimselerin grubuna dahil olarak bilinmektedir. Çorumlular bu gruptaki kimselere TUFEYLÎ diyorlar.
Elimizde Kazancı tarafından yazılmış, İslâmda İrâde, Kaza ve Kader (Akâid Dersleri) isimli bir kitabın 1966 baskısı vardır. Kitap tamamiyle selefî; metâduna uygun olarak yazılmıştır. Her paragrafı tenkid edilebilir. Müfessir, muhaddis ve müctehid gibi devamlı şekilde âyet-i kerîme ve hadîs-i şerifler sıralanmış, mâna verilmeye gayret edilmiş, yer yer Ehl-i sünnetin göz bebeği imamlar tenkid edilmiştir. Diğer fikirdaşlarının işlediği hataları da bu işlemiştir. Bunları tekrar etmekte faide görmüyoruz. Fakat gönlü kalmasın diye birkaç büyük hatâsını göstermek istiyoruz. Maalesef bu kitap da İmam - Hatiplerde ders kitabı olarak okutuluyormuş.
Mezhepsizler itikadda mezhebi üçe ayırırlar, amelde mezhebin ise sayısız olduğunu söylerler. Hakikatte ise itikadda ayrılık kabul edilmediği için itikad mezhebi bir tanedir. Adı EHL-Î SÜNNET VEL CEMAAT olduğu muteber kitaplarda yazılıdır. Amelde mezhep ise bugün için dört tanedir. Her hak mezhebin imamları vardır. Meselâ Hanefî mezhebinin İmâm-ı A'zam, İmâm-ı Ebû Yûsuf, İmâm-ı Muhammed Şeybânî gibi imamları vardır, itikadda hak mezhep olan Ehl-i sünnetin de meşhur iki imamı vardır, İmâm-ı Eş'ari ve İmâm-ı Mâturididir. Yani Eş'ariyye ayrı mezhep, Maturidiyye ayrı mezhep değildir. Aralarındaki cüz'i fark itikadı zedelemediği için her ikisinin ictihadları Ehl-i sünnet itikadı olarak kabul edilmiştir.
İctihad ictihadla nakzedilemez. Yani bir müctehid çıkıp da benim ictihadlarım muhakkak doğrudur, falanca müctehidinkiler ise muhakkak yanlıştır diyemez, imamlar dinde sözleri senet olan müctehidlerdir. Bunların ictihadlarına mukâllidlerin görüş demesi uygun değildir. Hal böyle iken bakalım sayın Kazancı ne demiş?
S. 8 de İmâm-ı A'zamın (rahmetullahi aleyh) irade ile alâkalı ictihadları için GÖRÜŞ tabiri kullanılmıştır.
S. 10 da İmâm-ı Maturidi hazretlerinin ictihadları, Maturidi mezhebi olarak belirtilerek şöyle deniyor:
«Maturidi mezhebi en doğru ve hakka en yakın olan mezheptir.»
Ne demek bu? Bir mezhebin doğru ve hak olduğunu kim söylüyor? Roman yazarı olarak tanıdığımız A. Lütfi Kazancı, Hak değil de hakka yakınmış bu mezhep. Niye hakkın ta kendisi değil de hakka yakın oluyor? Sayın Kazancı Kitaba ve Sünnete bakıyor böyle olduğunu anlıyor. Nedense İmâm-ı Maturidi hakka tam isabet edemiyor. Acaba Kazancı kadar Kitap ve sünnetten bilmiyor muydu?
Aynı sayfada İmâm-ı Eş'ari için şöyle denilmektedir:
«Umumi olarak bu mezhep hak mezheplerden sayılır. Lâkin bazı meselelerde olduğu gibi bunda da hatalı bir görüş ve fikre sahiptirler.» S. 10
Ne diyor Bay Kazancı? Bu mezhep hak mezheplerden sayılırmış. Niçin hak mezheptir demiyor, Ahmet Lütfi Kazancı? Aslında hak mezhep dese bile yine yanlıştır. Hak olan Ehl-i sünnetin imamının içtihadıdır demesi icap ederdi. Neymiş, Eş'ariler hatalı bir görüşe sahipmişler. Kim tesbit etmiş bunu? Kim tesbit edecek Kazancı. Peki Kazancı müctehid bile olsa böyle söylemeye salâhiyeti var mıdır? İctihadla ictihad nasıl nakzedilir? Hem de itikad imamımızın bazı ictihadlarına HATALI BİR GÖRÜŞ nasıl denir? Fakat Kazancı ve fikirdaşları çekinmeden diyor işte.
Aynı sayfada açıktan açığa Matüridi mezhebinin; doğru olduğu söylenerek, Eş'arilerin hatalı olduğu zımnen bildirilmektedir. Şöyle diyor Kazancı:
«Her türlü mezhep taassubundan uzak, tarafsız ilmî bir usulle yapılacak olan incelemeler Matüridi mezhebinin fikirlerinin doğru olduğunu ortaya koyacaktır.» S. 10
Bütün selefi meşrepliler, bir hak mezhebe bağlanmayı taassup olarak tarif ediyorlar. Kazancı da mı bunu demek istiyor? Tarafsız ne demektir? Hangi müslüman tarafsız olabilir? Biz Ehl-i sünnet taraftarıyız, Cenâb-ı Hak tarafsız olmaktan bizi muhafaza buyursun. Mezhepleri ilmî bir usulle kim inceleyecek, Kazancı ve bizim gibi mukallidler mi? İlmî usul ne demektir? Yani müctehid olmadığımız halde âyet ve hadîse mi bakacağız? Bizim bunlardan anladığımız delil olabilir mi? Bizim için delil, mezhebimizce Kitap, sünnet ve icmadan çıkarılan müftabih kaviller değil midir? ilmî usul neyin nesidir, bu açıklanmalıdır.
S. 11 de Kazancı, İmâm-ı Eş'ari ile Mutezile mezhebinin bir mukayesesini yapmış, üç misal vermiş üç misalde de İmâm-ı Eş'arinin Ehl-i sünnet içtihadını yanlış Mutezilenin görüşünü de doğru olarak belirtmiştir. Üçüncü misalde bir şeyi Allah emrettiği için mi iyi olmuştur, yoksa Allah iyi olduğu için mi emretmiştir? sualine şöyle cevap vermiştir:
Eş'ariler: Allah emrettiği için iyi olmuştur, derken
Mu'tezile: İyi olduğu için Allah emretmiştir, demiştir.
Bunları yazdıktan sonra Kazancı hükmünü basıyor:
«Bu misaller gösteriyor ki: Bid'at mezhebi müctehidleri bazan daha doğru, daha isabetli fikirlere sahip oluyor. Ehl-i sünnet mezhebi âlimleri ise bazan doğru olmayan bir fikri savunabiliyor.» S. 11
Bu ifadenin fecaati ortadadır. İzaha lüzum var mıdır? Hâşâ Ehl-i sünnet âlimleri bazan doğru olmayan bir fikri savunuyorlarmış. Ne büyük iftira, ne büyük bir cür'et bu... Bir hükmün doğru veya yanlış olduğu Ehl-i sünnet âlimlerinin ictihadlarına göre bilinir. İmâm-ı Eş'ari hazretlerinin sözü dinde senet değil midir? Bizim için hüccet değil midir? Değilse hangi mezhepsizin fikri hüccettir? Kitap ve Sünnet denecek olursa, acaba İmâm-ı Eş'ari mezhepsizler kadar Kitap ve Sünneti bilmiyor muydu? Kitap ve sünneti bilmeyen kimse nasıl imam olur? Sözü dinde nasıl hüccet olur?
Biz Millî FİKİR'i hazırlıyanlar olarak İmâm-ı Maturidi'nin ictihadlarına uygun bir şekilde itikad ediyoruz.
Bizim itikadımız, İmâm-ı Matüridi hazretlerinin ictihadlarına göredir. Bununla beraber, Ehl-i sünnet, itkadının ikinci imamı veya birinci imamı olan İmâm-ı Eş'arinin ictihadlarına yanlıştır demeyiz, diyemeyiz. Çünkü İmâm-ı Eş'ari Ehl-i sünnetin imamıdır, yani bizim imamımızdır. Biz mezhepsiz olmadığımız için Ehl-i sünnet imamları yanlış yoldadır diye dil uzatmayız, uzatamayız. Yukarıda bildirilen iki içtihadın hangisinin doğru olduğunu ancak Allahü teâlâ bilir. İmâm-ı Eş'arinin yukarıdaki içtihadına nasıl yanlış denebilir? Ne diyor? Allah emrettiği için iyi olmuştur. Allah nehyettiği için kötü olmuştur, diye ictihadda bulunmuş. Bir kuzu besmelesiz kesilirse murdar olacağı için yenmez. Yani Allah emrettiği için besmeleyle kesmek iyidir, besmelesiz kesmek ise kötüdür. Öbür ictihadda ne deniyor? Öbür ictihad aynı zamanda İmâm-ı Mâtüridi'nin içtihadıdır. Ne deniyor? İyi olduğu için Allah emretmiştir. Yani besmele çekmek iyi olduğu için, Allah emretmiştir. Bunlardaki hata nerededir?
Zina eden evliler, recmedilerek öldürülür. Taşla öldürmek iyi midir, kötü müdür? İmâm-ı Maturidiye göre iyi olduğu için Allah emretmiştir. İmâm-ı Eş'ariye göre ise taşla öldürme işi Allah emrettiği için iyi olmuştur. Taşla öldürmeyi Allah emretmeseydi bu iş kötü olurdu. Bu ictihadların akılla, nakille çatışır tarafı neresidir.?
Demek ki haram helâl Allahın emretmesine bağlıdır. Netice şudur:
Allahü teâlâ emrettiği için iyi olmuştur, iyi olduğu için Allah emretmiştir.
Bunların birisine nasıl yanlış denebilir? Bizim salâhiyetimiz var mıdır?
Kazancı'nın kitabı baştan sonuna kadar bu tip, hatalarla doludur. Hepsini tenkid için koca bir kitap yazmak icap eder. Kazancı'nın fikrini gösterebilmek için bu kadarıyla iktifa ediyoruz.