ÇOK BİLMİŞ EFENDİYE
Efendim, mektubunuz fitneye sebep olacağı için neşrini uygun görmedik. Fakat aynı fikre saplanmış başka kardeşlerimiz de olabileceği için mektubunuzu cevaplandırıyoruz.
Ehl-i Sünnet âlimlerinin kitaplarına kitapçık, demek, bu mübarek kitapları ve Mecelle'yi, Kur'ân-ı kerîm'in sarahatli ifadelerine aykırı bulmak, büyük bir cüret ve hattâ cinnettir. Kutbiddin-i İzniki hazretleri tarafından te'lif edilen Mızraklı İlmihal'in İslâm harfleriyle yazılı olanının 89. sahifesinde şöyle bir ifade mevcuttur:
«Allahü azîmüş-şânın evliyasına ve enbiyasına ve ulemasına ve ilm-i fıkh kitaplarına ve fetvalara ta'zim edecek iken tahkir ider ise ol dahi küfürdür.»
İnsan bir söz ile müslüman olduğu gibi, yine bir söz ile maazallah küfre düşebilir. Bu bakımdan Ehl-i Sünnet âlimlerinin kitaplarını küçümsemekten, Kur'ân-ı kerîm'e zıt gibi göstermekten kaçınmalıdır.
Biz fitne çıkaranlar var diyoruz. Siz bu söze alınarak «Biz fitne çıkarmıyoruz» diyorsunuz. Biz fitne çıkarıyorsunuz demedik ki, bir yaranız mı var ki de gocunuyorsunuz?
Efendim, Mithat Paşa isimli ittihatçı mason sakallı idi. Mason Şeyhülislâm Musa Kâzım da sakallı idi. Gönül isterdi ki Ehl-i Sünnet itikadında birer müslüman olsalardı. Yani sakallı olmak her şeyi halletmiyor. Müslümanlığın şuuruna eren, yer ve zaman müsait ise sakal bırakır. Fakat her sakallı dinimizin şuuruna ermiş demek değildir. Eskiden bütün müslümanlar sakallı idi, fakat hepsinin de Cennete girdiğini söylemek isabetli olmasa gerektir.
Kâfirden gelen her şey küfür değildir. Ali Haydar Efendi, her şeye küfür demiş olsaydı, yanında çalıştığını söylediğiniz zatın, zünnarın kardeşini kuşanmasına mani olurdu.
Bu yolda birkaç tokat bile yemediğinize üzüldüğünüzü ve kullardan korkmadığınızı yazıyorsunuz, üzülmeye değer mi yani? İllâ ki tokat yemek istiyorsanız, bir suç işleyin muradınıza tez nail olursunuz.
«Kullardan korkmuyoruz» sözü de çok yanlıştır. «Kork Allah'tan Korkmayandan» demişlerdir. Biz masonlardan, komünistlerden ve her türlü fitne şebekelerinden çok korkuyoruz.
Birçok fitne uyanık durumdadır. Fakat uyuyan birkaç fitneyi de uyandırmak istemiyoruz. Çünkü «Fitne uykudadır, uyandırana lanet olsun» emrine uymaya çalışıyoruz.
Efendim, mason Mithat Paşa'nın sakalı var diye «Sahabe hayatı yaşadığını» zannetmek çok yanlıştır. En büyük imam, İmâm-ı A'zam bile Eshab-ı kiramın hiç birinden üstün değildir. Çok büyük evliyalar gelip geçmiştir. Fakat hiç birisi Eshâb-ı kiramın seviyesine çıkmamıştır. Büyük bir veli şöyle buyurmuştur:
«Siz Eshab-ı kiramı görseydiniz deli zannederdiniz, fakat onlar sizi görseydi müslüman değil derlerdi.»
Hiç bir veli Eshâb-ı kiramla mukayese edilemez. Bir kimsenin müslümanlığa uygun giyiniyor diye SAHABE HAYATI yaşadığını zannetmek çok gülünçtür. Bugün âlim geçinen binlerce kişi BEY VE ŞİRA ilminden habersiz olduğu için bir kilo hurmanın nasıl satın alınacağını kat'i surette bilmediklerine şahit olduk. Bu bakımdan devamlı haram yemekten kurtulamazlar.
Efendim, zamanımızda fıkıh ve tefsirde üstâd hiç kimse yoktur. Adam, ilm-i fıkıhtan olan BEY VE ŞİRA ilminden habersiz, kalkmış fıkıhta üstatlıktan dem vuruyor. Ne kadar abes...
İmâm-ı A'zam ve İmâm-ı Ebu Yusuf fıkıhta üstâd idiler. Müctehid olmayınca üstâd olmaz. Fıkıh bilmek başka şey, üstâd olmak başka şey...
Sahabe hayatı yaşadığını söylediğiniz kimselere Hamza Fendi’nin BEY VE ŞÎRA Risalesini tavsiye etmenizi tavsiye ediyoruz.