İBNİ TEYMİYYENİN YOLU
İbni Teymiyye, FURKAN isimli kitabında Şeriatı üç kısma ayırmaktadır. Selefilere göre bu üç prensip vazgeçilmez esaslardır. İslâmiyet ancak bu üç kaide gereğince, aslına uygun olarak bilinebilirmiş. Yoksa İslâm pınarını, etraftan karışmış bulanık sulardan (mezhep imamlarının ictihadlarından) arındırmak mümkün değilmiş. Çünkü fıkıhçılar, kelâmcılar ve mutasavvuflar. Dinin aslına ilâveler yapmışlar, bu bakımdan din çok genişletilmiş ve içinden çıkılmaz bir hal almıştır. Dine yapılan bu ilâveleri çıkarmak gerekir. Selefîler İbni Teymiyye'nin bu üç prensibine sımsıkı sarılmışlardır. Bu üç prensibi açıklarsak selefîlerin kaynaklandığı yer meydana çıkar.
İbni Teymiyye'ye göre şeriat üç kısımdır:
l — Münezzel, 2 — Müevvel, 3 — Mübeddel.
l — MÜNEZZEL ŞERİAT : Yani Kur'ân-ı kerîm'dir. Sahih kabul ettiği hadîs-i şerifleri de buna ilâve eder.
2 — MÜEVVEL ŞERİAT : Müctehidlerin kitap ve Sünnetten çıkardıkları ahkâm.
3 — MÜBEDDEL ŞERİAT : GEÇMİŞ ŞERİATLER ve Mevzu saydığı hadîs-i şerifler.
İbni Teymiyye'ye göre Münezzel Şeriata uymak bütün müslümanlara farzdır. Çünkü Allahü teâlâ bir müctehidin Kitap ve Sünnetten neyi anladığını bir başka mükellefe sormaz. Hattâ mükellef tutmaz. Herkesi Kitap ve Sünneti anladığı miktarda mes'ul tutar. Bu bakımdan herkes, Münezzel şeriat denilen Kitap ve Sünnetle amel etmelidir.
Müevvel olana, tevil edilmiş olana, ictihaddan âciz olan mukallidlere caizdir. Ama kendini müctehid sanan selefîlere bu caiz değildir. Bu bakımdan İbni Teymiyye'nin Selefiyye yolunu savunan bütün mezhepsizler, kendilerini birer müctehid zannettikleri için, mezhep hükümleri onlar için muteber değildir, Kitap ve Sünnetten anladıklarına tâbi olurlar. Kendilerine selefiyiz diyen bugünkü mezhepsizler, kraldan çok kralcı olup İbni Teymiyye mukallidler için müevvel şeriatla (mezhep imamlarının hükümleriyle) amel etmeye cevaz verirken onlar mezhep hükümleriyle amel etmeyi caiz görmezler herkesi Kitap ve Sünneti anlamaya davet ederler.
Mûbeddel şeriatla amel etmeyi haram sayar. Burada da hatası var. Geçmiş şeriatların bütün hükümleri neshedilmemiştir. Bazı hükümleri ilga edilmiştir. İnanılacak hususlar bütün şeriatlarda aynıdır. Geçmiş şeriatların tamamı neshedilmediği için onlarla amel edilmez demek caiz değildir. İbni Teymiyye'nin burada tahsisi tamim yaptığını İslâm âlimleri haber vermektedir. Mevzu hadîslerle amel diye bir şeriat yoktur. Mevzu hadîs mes'elesi ayrı bir konudur. Burada izahı uzun sürer. Şu kadarını söyleyelim ki, bir müctehidin usûlüne göre mevzu sayılan bir hadîs başka bir müctehidin usûlüne göre sahihtir. Bu bakımdan bir müctehidin bana göre mevzu dediği bir hadîse bu hadîs uydurmadır, şeklinde bir hükme varmak uygun değildir. İbni Teymiyye, aklının almadığı hadîs-i şeriflere hemen MEVZU damgasını basmıştır. Fıkıh, kelâm ve tasavvufun ortaya koyduğu hükümleri, usûlleri, mevzu hadîslerden istinbat edilerek ortaya konulduğu havasını uyandırmak istemiştir. İbni Teymiyye'nin bu mugalatasına İslâm âlimleri gerekli cevaplar vermişlerdir.
Mezhepsizler, imamları olan İbni Teymiyye’nin bu usûlüne uyup Kitap ve Sünnetten ahkâm çıkarmağa çalışırlar. Biz de mezhep imamımız olan İmâm-ı A'zam Ebu Hanife hazretlerinin hükümleriyle amel edince bizi kötülemeğe çalışırlar.
İbni Teymiyye'ye uyup Kitap ve Sünnete el ve dil uzatan mezhepsizler, bizim de İmâm-ı A'zama uymamıza neden karşı çıkarlar ki?