ŞUURLU HAREKET

İnsan yaptığı hareketlerden mes'uldür. Her hareketi şuurlu yapmalıdır, ibâdetlerimizi de bir alışkanlık olarak değil şuurla ifa etmeliyiz.

Büyüklerden birisi camiye sağ ayakla girer ve durup kendi kendine şöyle der:

«Alışkanlık olarak sağ ayakla içeri girdin, sol ayakla girseydin ne olurdu? Bir hayvan da camiye girse ya sağını veya solunu önce atar. Şuursuz olduktan sonra ne ehemmiyeti vardır.»

Alışkanlık halinde başı kapalı yemek yiyen kimse sünnet sevabına kavuşamaz. Keza yemeğe alışkanlık olarak tuzla başlayan kimse sünnet sevabından mahrum kalır. Her çalışan sevap kazanamaz. Ancak rızâ-i ilâhi niyyetiyle çalışmak ibâdettir. Çamaşır yıkayan kadın niyyetine göre sevap alır.

Hastalanan kimse, hastalığı Cenâb-ı Hak tarafından gönderilen bir hediye kabul edip sabrederse hastalığından sevap kazanır. Yoksa her hastalanan kimse sevap kazanamaz.

Uyumak üzere yatağa giren kimse rızâ-i ilâhiyi kazanmak niyyetiyle yarın yapacağı işleri daha zinde yapabilmek gayesiyle uyursa, uykusu da ibâdet olur.

Mubah, olan her hareket niyyete göre sevap veya günah olur. Bu bakımdan her işi yaparken muhakkak rıza-i ilâhi'ye uygun niyyet etmelidir.

Bir arkadaşını ziyarete giden kimse niyyetine göre sevap veya günah kazanır. Arkadaşından ilim öğrenmek veya ona ilim öğretmek gibi bir niyyetle giderse, isterse gittiği zaman arkadaşı evde bulunmasın, her adımına sevap yazılır. Evinden cihad yapmak niyyetiyle çıkan kimse cihad yapamadan dönse cihad yapmış gibi sevap kazanır. Sokakta yürürken, vitrinlere bile bakarken mutlaka iyi bir niyyetle bakmalıdır. Çünkü her hareketimizden mes'ulüz. Her işi rızâ-i ilâhi'yi gözetecek  bir niyyetle yapmalıdır. Ne mutlu şuurla hareket edenlere...