ÜLKÜCÜ'DEN ÜLKÜCÜYE
Ülkücü kardeşlerim,
Cenâb-ı Hakka hamd ü sena, Resulü Muhammed aleyhisselâma salât ü selâm ve bütün ehl-i imâna hayır dua ederim.
Bizler, Yavuzların, Fatihlerin, Alparslanların tarihe «Şan vermiş büyük ecdadın torunlarıyız. Soylu ecdadımız din büyüklerinin sözlerine göre hareket ederek doğru yolda yürürlerdi. Biz de onlara lâyık temiz bir nesil olabilmek için onlar gibi hareket etmeliyiz. Her işte düsturumuz onların yolu olmalıdır. Ölçümüz, kıstasımız büyüklerin yolu olunca bâtıl yollara sapma tehlikesinden kurtuluruz.
Tarihte görüldüğü gibi soylu davalara engel olmak isteyen soysuzlar çıkmıştır. Bugün de millî ülkümüze karşı çıkan yerli veya yabancı düşmanların bulunması yadırganamaz.
Müslüman Türke düşman olan bir yabancının, Türkleri yok etmek için neler düşündüğünü göstermek için bir vesika sunmak istiyorum. Rum isyanının önderi Patrik Gregoryas, Rus Çarı Aleksandr'a 1821 de yazdığı bir mektubunu, uzun yıllar Osmanlı Devletinde Rus sefiri olarak vazife yapan İgnatiyef'in hatıralarından okuyalım. Patrik'in mektubu şöyle:
«Türkleri maddî kuvvetlerle yıkıp yok etmek mümkün değildir. Çünkü Türkler, müslümanlığın verdiği manevî güçle gayet sabırlı ve mukavemetli kimselerdir. Gayet haşmetli ve izzet-i iman sahibidirler. Bu hasletleri dinlerine olan bağlılıktan, kadere rıza göstermekten, geleneklerini muhafaza ettiklerinden, devlet büyüklerine olan itaat duygularından ileri gelmektedir.
Türkler, zekî ve kanaatkar olup bütün meziyetleri, hattâ kahramanlık ve şecaat duyguları geleneklerine olan bağlılıklarından ve ahlâklarının Salâbetinden gelmektedir.
Türkleri mağlup etmek için, önce onların itaat duygularını kırmak, manevî bağlarını kesmek, salâbet-i diniyelerini zaafa uğratmak icap eder. Bunun da en kısa yolu, millî ve manevî geleneklerine uymayan haricî fikirlere ve hareketlere alıştırmaktır. Maneviyatları sarsıldığı gün, maddî kuvvetleri de sarsılacak ve maddî vâsıtaların üstünlüğü ile yıkmak mümkün olacaktır. Yapılacak en mühim iş, Türklere hissettirmeden bünyelerindeki tahribatı tamamlamaktır.»
Ülkücü ağabeyim, aynı zamanda hocam ve kendisinden Ehl-i sünnet bilgilerini aldığım S. Ahmet Arvasî Beyin ÜLKÜCÜ KADRO'da neşredilen bir yazısından bir iki pasaj naklederek sağlam ölçüyü öğrenelim. S. Ahmet Arvasî Ağabey diyor ki:
«Bağrından İmâm-ı A'zamları, İmâm-ı Maturidileri, İmâm-ı Gazalileri, İmâm-ı Birgivileri, İbni Kemalleri, Molla Fenarileri, Ebussuud Efendiler gibi daha nice din âlimlerini yetiştiren Türk milleti büyük ve tarihî bir kitaplığa ve bid'atsiz bir din kültürüne sahiptir. Genç nesilleri bu kaynaklardan mahrum ederek onları ne idiği belirsiz kimselerin kitap ve yazılarına muhtaç bırakmak asla doğru değildir.
Arap dünyasında birçok siyasî hareketi ve yazarı etkisi altında tutan İHVAN-ÜL MÜSLİMİN hareketi, LES FRANCS-MAÇONS adlı fransızca kitaba göre masonların kontrolü altındadır. Seyyit Kutupların ve benzerlerinin kitaplarını genç nesillerin eline veren kimseler, bu yazarın İHVAN-ÜL MÜSLİMİN hareketinin öncülerinden olduklarını bilmiyorlar mı?
Bütün bu karanlık adamları okutmak için çırpınan çevreler, ne hikmetse dört hak mezhebin imamları gibi sünnet yolu büyüklerini küçümsemek ve unutturmak isteyen kimselerdir.
Kitaba, Sünnete, İcma-i ümmete ve Kıyas-ı fukahaya bağlanarak ANA CADDEYİ arayan ve bulan hamleyi bekliyoruz.»
Bizi millî ülkümüzden saptırmak için suret-i haktan görünen İngiliz'in maşaları, bilhassa müslüman Türkün düşmanı vehhâbi meyilli kimseler, aramıza sızmak ve çığ gibi büyüyen biz ülkücüleri parçalamak için sinsi gayretler sarf ediyorlar. Bu hareketleri bizlerden korktuklarının bir işaretidir. Bunlar ısıramadıkları eli öpmek suretiyle düşmanlıklarını gizlerler. Milli davamızı destekler gibi görünmelerine asla aldanmamalıyız.
Ulu Hakan Abdülhamid'e karşı gizli dolaplar çeviren Efgani, onun çömezi mason Abduh ve bunların yolunda giden mezhepsizler, dinimizin safiyetini bozmak için yapmadıkları melanet kalmamıştır. Bu mezhepsizler bukalemun gibi renk değiştiren, bulunduğu yerin rengini göstermeye çalışan çok renkli kimselerdir. Ülkücü görünüp aramıza sızmak isteyenlerine bizzat şahit oldum.
Bunlar, Osmanlı Halifelerine dil uzatırlar. Ehl-i sünnet büyüklerinin Kitap ve Sünnet ışığı altında çıkardığı kaidelere iltifat etmeyip kendileri Kitap ve Sünnetten,ahkâm kesmeye çalışırlar. Daima ilerici görünüp dini asra uydurmak isterler.
Dinimize dıştan bakarlar, İslâm Peygamberi, İslâm nazariyesi, Kur'anda faiz nazariyesi, Kuranda evrim teorisi gibi tabirler kullanırlar. Dört hak mezhep mevcutken, yani dört tane sağlam yol varken (TEK YOL İSLÂM), (TEK ÖNDER PEYGAMBER) derler. Böylece zımnen de olsa hak mezhepleri ve Ehl-i sünet büyüklerini unutturmak isterler. Müftüleri, hocaları, yazar ve çizerleri, Âyet-i kerîme ve hadîs-i şeriflerden kendilerinin çıkardığı yanlış manaları doğru gibi muhataplarına takdim ederler. Gerçek büyüklerimizi unutturmaya mevdûdî ve S. Kutup gibi mezhepsizleri önder gibi göstermeye çalışırlar.
Mehmet AKILLIOĞLU-TOKAT